Uygarlık Yolunda “Demokratik Monarşi” Çıkmazı

Tarih Yorum Yok »

12.04.2005 tarihinde, İsmâil Küçükkaya gazete yazısında Doç. Dr. Erol Göka’nın “Türk tipi demokrasiye ihtiyaç var!” feryâdına deyinmiş ve Türk kültürüne özgü davranış biçimleri üzerine kısa başlıklar geçmişti. Küçükkaya aynı şekilde Göka’nın Orta-Asya bozkırlarından Anadolu’ya değişmeden gelen kültlerin toplumumuzdaki önemini vurgulamıştı.(1)Göka, Türk tarihi araştırmalarında, Türk toplumuna özgü davranış biçimlerine rastlamış; hatta bazı grup davranışlarının şaşırtıcı olarak VI. Yüzyıl Orta-Asya’sından beri hiçbir değişime uğramadan geldiğini yazmıştır.(2) Devamını Oku »

Creative Commons License
Uygarlık Yolunda “Demokratik Monarşi” Çıkmazı by www.israk.net is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.

Mer Hrantn al Mertsutsin!

Diğerleri 1 Yorum Var »

“Allah’ım, benim gitmemi o kadar çok geciktirsin ki, gitmek zorunda bile kalsam giderken yolda öleyim ve bu toprakta kalayım. Gitmek nasip olmasın, buraya gömüleyim…”

hrantdink.jpg

(15 Eylül 1954 - 19 Ocak 2007)

Zafer IŞIK

Hrantımız’a da kıydılar! (Ermenice: Mer Hrantn al Mertsutsin!)

Bu demokrasiyi anlayamadık. Demokrasiyi bizatihi pislik kaynağı olan siyasetle özdeşik tuttuk. Çoktan seçmeli bir yaşam tarzı olarak sundular, birinden diğerine atlayışlar yaptık, mutlak biri olmalı, mutlak biri olursa onuda mutlak sonradan görmüşlüğün aşkı ile kemiğimize değin işlemeliyiz, ki nereye bakarsak bakalım sarıp sarmalanmış tabularımızdan başka birşey görmeyelim. Devamını Oku »

Yolun Özü

Edebiyat Yorum Yok »

Vardım pîrin kapısına
Selâm durdum katısına
Cümle coşa devrân ermiş
Hünkâr Bektaş yapısına

Cem kurulmuş dar kesilmiş
Semâh tutup ser kesilmiş
Hayır fetih şer defilmiş
İmam Ali yapısına

Hakir zafer der sözünü
Az bu cefâ gör yükünü
Takva nedir bil düzünü
Hâkk Muhammed yapısına

Zafer IŞIK, 2005

Timuçin Çevikoğlu’na ithaf.

Bir Devrânî

Edebiyat Yorum Yok »

Ey aşk-ı devranî meczub eyledin fakiyri
Vehb-i pak eyledin bu nâ-şâd ömr-ü hakîri

Bir rüzgârdın sanki yâre söyledin hesmele
Ne çâre olmaya bu kör muglaka besmele

Gel ki göresin Hâyy neye çâre ola cânân
Olmaz devrâni cân böyle kanamıyor saf’ân

Girdik bu devrâna yürüyoruz da semâya
Aştık bu tebâyı vardık da kebr-i sefâya

Acırsan halime zafer der mehmed emîne
Pervâne misin cân dîvâne mi söylesene

Zîrâ biter çile vahdet kılar vücud ne ise
Sakın düşmeyin ha asl-ı devrân-ı kebirde

Zafer IŞIK, 2005

Mehmet Emin HOLAT’a ithaf.